Peki sahada durum ne?Piyasa ne hissediyor?İş dünyası bu yükün altında ne söylüyor?Uzun vadede devletin ekonomi alanında attığı adımların faydalı olabileceği konuşuluyor. Ancak aşağıya, yani reel piyasaya yansıyan tablo farklı.Yukarıda işler iyiye gidiyor deniyor.Aşağıda ise gerçek şu:Piyasa dönmüyor.Satışlar zayıf.Krediye ulaşmak zor.Para yok.Tahsilat yok.Çekler patlıyor.Senetler ödenemiyor. Ama giderler durmuyor. Vergi var.SGK primi var.Gecikme zammı var.Ceza var.Personel maaşı var. Ve maalesef herkes borçlu. Küçük esnaf borçlu.Sanayici borçlu.İhracatçı borçlu. Bu tablo doğal olarak vergi dairelerine de yansıyor. Dosyalar kabarıyor. Faiz ana parayı geçiyor. Bir ay gecikme, üç ay yük getiriyor. SGK primini aksatsan ceza. Vergiyi geciktirsen faiz. Beyanda hata yapsan usulsüzlük cezası. İş dünyasının feryadı net: “Ödemeyelim” demiyorlar.“Ödeyemiyoruz” diyorlar.
Bu yazıyı uzun süredir iş dünyası temsilcileriyle yaptığım görüşmeler ışığında kaleme almayı düşünüyordum. Zamanını bekliyordum. Bugün Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı A. Akgün Altuğ’un yaptığı açıklama, o zamanın geldiğini gösterdi.Başkan Altuğ e-haciz uygulamalarına dikkat çekerek, sürecin reel piyasa dinamikleriyle uyumsuz olduğunu, tahsilatın yapıcı ve sağduyulu yöntemlerle yürütülmesi gerektiğini ifade etti. Doğru bir tespit.Ancak kanaatimce mesele yalnızca e-haciz başlığına indirgenemeyecek kadar büyük. Sorun sistemsel.Vergi yükü, SGK primleri, gecikme faizleri ve cezalar birlikte ele alınmadan piyasaya gerçek bir nefes aldırmak mümkün görünmüyor. Açıklamalar daha kapsamlı, daha net ve çözüm odaklı olmalı. Bu mesele bir açıklamayla kapanmamalı.Diğer oda başkanları, ekonomi tabanlı sivil toplum kuruluşları, meslek örgütleri de açık ve ortak bir duruş ortaya koymalı. Bu konu gündemde tutulmalı. Çünkü bu yalnızca e-haciz meselesi değil. Bu sürdürülemez bir yük meselesi.
Bugün yapılması gerekenler açık:· Vergi ve SGK borçlarına uzun vadeli, gerçekçi bir yapılandırma· Gecikme faizlerinin ciddi biçimde düşürülmesi· Cezaların yeniden gözden geçirilmesi· Ödeme takvimlerinin piyasanın nakit akışına göre düzenlenmesi Burada yazdıklarım benim kişisel talebim değil. Uzun süredir görüştüğüm iş insanlarının, üretmeye devam etmeye çalışan kesimin beklentilerinin özetidir. Ve şunu da açıkça ifade edeyim:Bu çağrıyı ben değil iş dünyasının temsilcileri yapmalı.Her gün yapmalı.Ortak metinle yapmalı.Gerekirse Ankara’ya gidip yüz yüze yapmalı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne açıkça şunu söylemeliler: “Bu yükle üretim sürdürülemez.” Hazine ve Maliye Bakanlığı’na net biçimde ifade etmeliler: “Tahsilat istiyorsanız önce ödeme zemini oluşturun.” Çünkü mesele teknik değil. Mesele ayakta kalma meselesi. Bugün birçok işletme kâr etmeyi bırakmış, sadece borcu çevirmeye çalışıyor. Bu yapı ne kadar sürdürülebilir değil. Sonuç mu?Ya gerçekçi bir düzenleme gelir,ya da batan batana bir iş dünyası izleriz!…Vesselam.
Bu yazıyı uzun süredir iş dünyası temsilcileriyle yaptığım görüşmeler ışığında kaleme almayı düşünüyordum. Zamanını bekliyordum. Bugün Sakarya Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı A. Akgün Altuğ’un yaptığı açıklama, o zamanın geldiğini gösterdi.Başkan Altuğ e-haciz uygulamalarına dikkat çekerek, sürecin reel piyasa dinamikleriyle uyumsuz olduğunu, tahsilatın yapıcı ve sağduyulu yöntemlerle yürütülmesi gerektiğini ifade etti. Doğru bir tespit.Ancak kanaatimce mesele yalnızca e-haciz başlığına indirgenemeyecek kadar büyük. Sorun sistemsel.Vergi yükü, SGK primleri, gecikme faizleri ve cezalar birlikte ele alınmadan piyasaya gerçek bir nefes aldırmak mümkün görünmüyor. Açıklamalar daha kapsamlı, daha net ve çözüm odaklı olmalı. Bu mesele bir açıklamayla kapanmamalı.Diğer oda başkanları, ekonomi tabanlı sivil toplum kuruluşları, meslek örgütleri de açık ve ortak bir duruş ortaya koymalı. Bu konu gündemde tutulmalı. Çünkü bu yalnızca e-haciz meselesi değil. Bu sürdürülemez bir yük meselesi.
Bugün yapılması gerekenler açık:· Vergi ve SGK borçlarına uzun vadeli, gerçekçi bir yapılandırma· Gecikme faizlerinin ciddi biçimde düşürülmesi· Cezaların yeniden gözden geçirilmesi· Ödeme takvimlerinin piyasanın nakit akışına göre düzenlenmesi Burada yazdıklarım benim kişisel talebim değil. Uzun süredir görüştüğüm iş insanlarının, üretmeye devam etmeye çalışan kesimin beklentilerinin özetidir. Ve şunu da açıkça ifade edeyim:Bu çağrıyı ben değil iş dünyasının temsilcileri yapmalı.Her gün yapmalı.Ortak metinle yapmalı.Gerekirse Ankara’ya gidip yüz yüze yapmalı. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne açıkça şunu söylemeliler: “Bu yükle üretim sürdürülemez.” Hazine ve Maliye Bakanlığı’na net biçimde ifade etmeliler: “Tahsilat istiyorsanız önce ödeme zemini oluşturun.” Çünkü mesele teknik değil. Mesele ayakta kalma meselesi. Bugün birçok işletme kâr etmeyi bırakmış, sadece borcu çevirmeye çalışıyor. Bu yapı ne kadar sürdürülebilir değil. Sonuç mu?Ya gerçekçi bir düzenleme gelir,ya da batan batana bir iş dünyası izleriz!…Vesselam.







