Okuyanlar bilir.
Takip edenler hatırlar.
Henüz yakın geçmişte, gerçeklerin gizlendiği masallar anlatıldı bu köşede.
Anlatılan her masal iz bıraktı; çünkü ardında kocaman bir gerçek vardı.Tıpkı kelam ehli üstatların, kelimelerin gücünü asırlar öncesinden bugünlere taşıyan ve ders alınan sözleri gibi…
O sözler ki; okursunuz, geçersiniz.
Bazılarını ise okur ama geçemezsiniz.İçinize bir diken gibi oturur.
Bazı sözler de vardır ki her sokakta yankısını duyarsınız.İşte onlardan biri de Anthony Hopkins’e ait.
Tam da bizim masalların içinden geçip bugüne düşüyor:“Güç insanları değiştirmez, sadece rol yapma ihtiyaçlarını ortadan kaldırır.”Mesele tam da budur.Çünkü biz insanları güçsüzken tanır, güçlü olduklarında şaşırırız.
Hâlbuki şaşırmamamız gerekir.
Şaşırılacak değil, ibret alınacak bir durumdur bu.Güç…
Aslında kimseyi bozmaz.
Sadece kimliği açığa çıkarır, maskelenen karakteri görünür kılar.
Hatırlayın…Masallarımızda da böyleydi.Tahtı olmadan herkes gibi görünenler;
adaletten,
iyilikten,
haktan, hukuktan,
merhametten bahsederlerdi.Günün birinde ellerine geçen makamdan sonra ise;kibirle, riyakârlıkla, burunlarından kıl aldırmayan tavırlarla,
her şeyi kendilerine mübah gören bir anlayışla,
her şeyi kendileri bilircesine davranmaya başladılar.Hâsılı; eşitlikten söz edenler, adalet nutukları atanlar gün geldi sustu.
Sadece susmadı…
gaddarlaştı, zalimleşti.Ve biz buna “değişti” dedik.Hayır!Kimse değişmedi.
Değişmediler.
Günleri geldi ve rol yapmayı bıraktılar.Çünkü güç;doğru insanı bozmaz!Ama hırslı insanın elini uzatmasına izin verir.
Güvensiz insanın korkusunu zalimliğe dönüştürür.
Küçük egoları büyük gölgelere çevirir.Ve artık sonuçlarından korkmazlar.Korku ortadan kalktığında karakter sahneye çıkar.
Bugün hayatın her alanında yaşadığımız hayal kırıklıklarının çoğu buradan doğuyor.Sorun güç zehirlenmesi değil;
sorun, güç gelmeden önce saklanan niyetlerin ortaya çıkmasıdır.Dün mütevazı görünen kibir,
dün adil görünen tarafgirlik,
dün mazlum görünen tahakküm…Hepsi fırsat bulduğu an sahneye çıkar.Ve toplum şaşkınlıkla izler.Oysa bu bir dönüşüm değil, bir ifşadır.
Masallarda bir rüzgâr eserdi.
Maskeleri uçururdu.
Gerçek yüzler ortaya çıkardı.Bugün o rüzgârın adı güçtür.Kimin yüzünde hakikat,
kimin yüzünde hırs,
kimin yüzünde korku saklıysa…
hepsi görünür hale gelir.
Peki ya güç sonsuza dek onu elinde tutana mı kalır?
Biter mi masallarda anlatılan hikâyeler?
Yanına mı kalır kendini ifşa eden sahte güçlülerin?Elbette hayır.Çünkü her Firavun hikâyesinin ufkunda bir Ebabil gölgesi vardır.Gücü kendine zırh yapanlar,
adaleti kendine kalkan edenler,
makamı dokunulmazlık sananlar bilmelidir ki;tıpkı Fil Suresi’nde anlatıldığı gibi,
gökyüzü sessiz görünür…
ama adalet bazen bir kuşun gagasından düşen küçük bir taşla tecelli eder.O taş küçük olabilir,
ama kibri yıkmaya yeter.Ve bazen bir ordunun yenilgisi,
bir Ebabil sürüsünün kararlılığında saklıdır.…Vesselam.
Takip edenler hatırlar.
Henüz yakın geçmişte, gerçeklerin gizlendiği masallar anlatıldı bu köşede.
Anlatılan her masal iz bıraktı; çünkü ardında kocaman bir gerçek vardı.Tıpkı kelam ehli üstatların, kelimelerin gücünü asırlar öncesinden bugünlere taşıyan ve ders alınan sözleri gibi…
O sözler ki; okursunuz, geçersiniz.
Bazılarını ise okur ama geçemezsiniz.İçinize bir diken gibi oturur.
Bazı sözler de vardır ki her sokakta yankısını duyarsınız.İşte onlardan biri de Anthony Hopkins’e ait.
Tam da bizim masalların içinden geçip bugüne düşüyor:“Güç insanları değiştirmez, sadece rol yapma ihtiyaçlarını ortadan kaldırır.”Mesele tam da budur.Çünkü biz insanları güçsüzken tanır, güçlü olduklarında şaşırırız.
Hâlbuki şaşırmamamız gerekir.
Şaşırılacak değil, ibret alınacak bir durumdur bu.Güç…
Aslında kimseyi bozmaz.
Sadece kimliği açığa çıkarır, maskelenen karakteri görünür kılar.
Hatırlayın…Masallarımızda da böyleydi.Tahtı olmadan herkes gibi görünenler;
adaletten,
iyilikten,
haktan, hukuktan,
merhametten bahsederlerdi.Günün birinde ellerine geçen makamdan sonra ise;kibirle, riyakârlıkla, burunlarından kıl aldırmayan tavırlarla,
her şeyi kendilerine mübah gören bir anlayışla,
her şeyi kendileri bilircesine davranmaya başladılar.Hâsılı; eşitlikten söz edenler, adalet nutukları atanlar gün geldi sustu.
Sadece susmadı…
gaddarlaştı, zalimleşti.Ve biz buna “değişti” dedik.Hayır!Kimse değişmedi.
Değişmediler.
Günleri geldi ve rol yapmayı bıraktılar.Çünkü güç;doğru insanı bozmaz!Ama hırslı insanın elini uzatmasına izin verir.
Güvensiz insanın korkusunu zalimliğe dönüştürür.
Küçük egoları büyük gölgelere çevirir.Ve artık sonuçlarından korkmazlar.Korku ortadan kalktığında karakter sahneye çıkar.
Bugün hayatın her alanında yaşadığımız hayal kırıklıklarının çoğu buradan doğuyor.Sorun güç zehirlenmesi değil;
sorun, güç gelmeden önce saklanan niyetlerin ortaya çıkmasıdır.Dün mütevazı görünen kibir,
dün adil görünen tarafgirlik,
dün mazlum görünen tahakküm…Hepsi fırsat bulduğu an sahneye çıkar.Ve toplum şaşkınlıkla izler.Oysa bu bir dönüşüm değil, bir ifşadır.
Masallarda bir rüzgâr eserdi.
Maskeleri uçururdu.
Gerçek yüzler ortaya çıkardı.Bugün o rüzgârın adı güçtür.Kimin yüzünde hakikat,
kimin yüzünde hırs,
kimin yüzünde korku saklıysa…
hepsi görünür hale gelir.
Peki ya güç sonsuza dek onu elinde tutana mı kalır?
Biter mi masallarda anlatılan hikâyeler?
Yanına mı kalır kendini ifşa eden sahte güçlülerin?Elbette hayır.Çünkü her Firavun hikâyesinin ufkunda bir Ebabil gölgesi vardır.Gücü kendine zırh yapanlar,
adaleti kendine kalkan edenler,
makamı dokunulmazlık sananlar bilmelidir ki;tıpkı Fil Suresi’nde anlatıldığı gibi,
gökyüzü sessiz görünür…
ama adalet bazen bir kuşun gagasından düşen küçük bir taşla tecelli eder.O taş küçük olabilir,
ama kibri yıkmaya yeter.Ve bazen bir ordunun yenilgisi,
bir Ebabil sürüsünün kararlılığında saklıdır.…Vesselam.







